Divriği Ulu Camii’nde sürdürülmekte olan restorasyon çalışmalarının uzamasından dolayı sempozyum gezisi Prof. Dr. Recep TOPARLI ve Prof. Dr. Erdal ESER eşliğinde şehiriçi tarihi mekanların ziyareti olarak değiştirilmiştir. Gezi programı daha sonra ilan edilecektir.

whatsapp-image-2017-09-21-at-21-36-42

Kongre Binası Atatürk ve Etnografya Müzesi

Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihleri arasında “Milli Mücadele Karargâhı”olarak kullanılan bina Cumhuriyet tarihimizde çok önemli ve müstesna bir yer tutmaktadır.

Binanın 12 Rebiül-evvel 1310 H (5 Ekim 1892) tarihinde Sivas Valisi Mazlum Paşazade Mehmet Memduh Bey tarafından Mülki İdadi Binası olarak yaptırıldığını belirten dört satırlık kitabe, halen Sivas Müzesi’nde bulunmaktadır.

XIX. yüzyılın Geç Osmanlı Dönemi sivil mimarlık örneklerinden biri olan yapı, üç katlı ve iç avluludur. Dış cephelerinde taş, iç mekânlarda ise ahşap ana malzemedir.

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına üç buçuk ay süre ile resmi karargâh olarak tahsis edilen bina; Sivas Kongresi içtimalarının burada yapılmış olması, Anadolu’daki Milli Mücadele hareketinin teşkilatlandırılarak millet iradesinin her türlü baskının, kişi ve zümre idaresinin üstünde olduğunun bütün dünyada ispatlanması ve Cumhuriyet yönetiminin temellerinin burada atılmış olması ile tarihi bir hüviyet kazanmıştır.

Sivas Kongresi’ne ondokuz vilayeti temsilen otuz iki üye katılmıştır,ancak illerden seçilerek kongreye sonradan dahil olan delegeler nedeniyle bu sayılar değişiklik göstermektedir.

Yapıldığı tarihten itibaren okul binası işlevini sürdüren yapı; İdadi, Sultani, Sivas Lisesi, Kongre Lisesi adları ile anılmıştır. 1930 yılındaki bir tadilatta doğu cephesindeki esas giriş batı cephesine alınmış, çatısı sacla kaplanmıştır.

1981 yılına kadar lise olarak hizmet veren binanın, Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in direktifleriyle müze haline getirilmesi planlanmıştır. 1984 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilen Kongre Binası; Bakanlığımızın Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce aynı yıl başlatılan müze amaçlı restorasyon ve teşhir ve tanzim çalışmaları sonucunda; bodrum kat depoların, laboratuvar ve fotoğrafhanenin yer aldığı mekânlar olarak; zemin kat Etnografya Müzesi; üst kat ise Atatürk ve Kongre Müzesi olarak düzenlenmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye’nin bir müddet karargâh olarak kullandıkları binanın müsamere salonunda, 4-12 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi’nin içtimaları yapılmıştır.

Tarihi Kongre Salonu ve Atatürk’e ait çalışma ve dinlenme odası, kongrenin yapıldığı günlerdeki hali ile muhafaza edilmektedir.

Üst katta ayrıca; kongre öncesindeki olayların, Mustafa Kemal Atatürk’ün kongre hazırlığı ile ilgili tamimlerinin ve bildirilerinin sergilendiği salon; o zamanki muhaberenin temelini oluşturan telgraf odası; Sivas Kongresi ile ilgili tutanakların yer aldığı salon; merkezi Sivas’ta kurulmuş olan Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyeti’ne ait bildiriler ve haberleri içeren belgeler ile İrade-i Milliye Gazetesi’nin basıldığı matbaa makinası ve bu gazeteye ait nüshaların sergilendiği salonlar bulunmaktadır.

Sivas Kongresi sırasında ve sonrasında Sivas’ta alınan tüm kararlara ait belgeler; Cumhurbaşkanlığı Köşkü-Atatürk Özel Arşivi, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih Komisyonu ve Ateşe Özel Arşivi, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı arşivlerindeki belgelerin örnekleri müzede sergilenmektedir.

Etnografik Eserler Bölümü
1892 tarihinde Sivas Valisi Memduh Paşa tarafından yaptırılan yapı, XIX. yüzyıl Geç Osmanlı Dönemi sivil mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Üç katlı ve iç avlulu binanın dış cephelerinde taş, iç mekânlarında ise ahşap malzeme kullanılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye’nin bir süre karargâh olarak kullandıkları ve o tarihlerde Sultani olan bina; Sivas Kongresi’nin 4-12 Eylül tarihleri arasında burada toplanması ile tarihsel bir kimlik kazanmıştır.

1981 yılına kadar okul olarak kullanılan bina onarımı, teşhir ve tanzimi gerçekleştirildikten sonra, 1990 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.

Üst kattaki tarihi Kongre Salonu, Atatürk’e ait çalışma ve dinlenme odası, Kongre’nin yapıldığı günlerdeki hali ile muhafaza edilmektedir

Bu katta ayrıca; Kongre ile ilgili çeşitli belgelerin sergilendiği mekânlar bulunmaktadır.

Binanın zemin katı tümüyle etnografik nitelikli eserlere ayrılmıştır.

Silah Seksiyonu: Osmanlı Dönemine ait kılıç, kama, zırh, miğfer, kalkan, ok, yay, tüfek, tabanca, barutlu tüfek gibi çeşitli savaş aletleri sergilenmektedir.

A. Turan Türkeroğlu (Hacı Beslen) Odası: Etnografik nitelikli eserler, sikkeler, hat sanatının güzel örneklerinden olan levhalar, yağlıboya tablolardan meydana gelen koleksiyonunu müzeye bağışlayan Hacı Beslen’e müzede ayrı bir mekân ayrılmıştır.

Kilim Seksiyonu: Sivas ve yöresinden derlenen kilim,seccade,zili örnekleri bu seksiyonda yer almaktadır. 1180 tarihli Divriği Kale Camii’nin ahşap mimberi de burada sergilenmektedir.

Sivas Başodası: Osmanlı Döneminde Sivas konaklarında misafirlerin ağırlandığı baş oda; ocaklı ısınma sistemi, işlemeli perdeleri, sedirli, minderli, kırlentli oturma yerleri ve şerbetlikleriyle eskiden olduğu gibi düzenlenmiştir. Burada ayrıca mankenlerle de teşhir yapılmaktadır.

Divriği Ulu Camii’ne ait ahşap eserler de bu bölümde teşhir olunmaktadır.

Bakır Eserler Bölümü: Osmanlı Döneminde günlük hayatta çok kullanılan sini, ibrik, kazan, matara, lenger, sahan, kevgir, şamdan gibi bakır eşyaların yanı sıra, çeşme lüleleri, ağırlık ölçüleri, kilit ve kapı tokmakları bu seksiyonda yer almaktadır.

Tekke Eşyaları Bölümü: Sivas’taki eski tekkelere ait sancak, teber, şiş, tesbih, mum, zikir tespihleri, tef, zil gibi eserler teşhir edilmektedir.

Giysiler ve El İşlemeleri: Sivas yöresine has, yağlık, cepken gibi çeşitli giysiler, seccade, havlu ve bohçalar üç salonda sergilenmektedir. Orta vitrindeki giysiler, mankenler üzerinde canlı teşhirle ziyaretçilere sunulmaktadır.

Müze binasının orta avlusu halı seksiyonu halinde düzenlenmiştir. Sivas ve yöresine ait halılar kronolojik sıra ile sergilenmektedir.

Bu avluya açılan ve koridor üzerinde bulunan ondört pencere vitrin haline getirilmiş olup; kahve takımları, gümüş takılar, yazma ve hat sanatı ile ilgili eserler, cam ve porselen eşyalar, lambalar bu vitrinde teşhir edilmektedir.

Binayı yaptıran Memduh Paşa’nın 1904 (1322 H) tarihinde Sivas’ta dokunan portre halısı ile yapılış tarihini gösteren kitabe müzenin dikkate değer eserleri arasındadır.

Prof. Dr. Şefik Dener’in müzeye armağan ettiği Kangal çorapları, halı yastık yüzleri de ayrı bir vitrinde sergilenmektedir. Gürün şalları müzede ayrı bir eser grubunu teşkil etmektedir.

Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

whatsapp-image-2017-09-21-at-21-39-27

Kale Camii

Padişah III. Murad zamanı vezirlerinden Sivas Beylerbeyi Murad Paşa tarafından 1580 yılında yaptırılan camii 18.75 x16.70 m. boyutlarında olup kareye yakın dikdörtgen plana sahiptir. Tamamen kesme taştan yapılmıştır. Girişin sağında tuğla minare yer alır. Minare şerefesinin alt kısmı mukarnaslıdır.

Ana mekân girişinin hemen solundaki merdivenlerden kadınlar kısmına çıkılır.

Kare mekândan sekizgen kasnağa geçilir, bunun da üzerinde onaltıgenden  kasnak bulunur ve kubbe bu bölüm üzerine oturtulmuştur.

Yüksek bir dikdörtgen çerçeve içerisine yerleştirilmiş bulunan mermer mihrap nişinin üstü mukarnas dolguludur. Mihrabın yanında dokuz basamaklı zarif bir minber yer alır.

Kaynak: Sivas Kültür Envanteri

cifte-minareli-medrese

Çifte Minareli Medrese

Taç kapı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılmıştır. Medrese, süslemeli taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresi ile dikkati çekmektedir. Medresenin mekânı yıkılmış, sadece doğu yönündeki minarelerin bulunduğu asıl cephesi ayakta kalmıştır. Şifaiye Medresesi’nin tam karşısında yer almaktadır.

Kaynak: Vikipedi

sifaiye-medresesi-sivas-izebsidef-1024x493

Şifaiye Medresesi

Şifaiye Medresesi (Keykâvus Dârüşşifâsı, Dârü’s-sıhha), 1217 yılında Anadolu Selçuklu Devleti sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından Sivas’ta darüşşifa olarak yaptırılan; Osmanlı devrinde medrese olarak kullanılan yapı.

Dünyanın günümüze kadar gelebilen en eski hastahanelerinden biridir. Kitabesinde “dârü’s-sıhha” olarak tanımlanan yapı, şehir merkezinde Medreseler Sokağı üzerinde (eski Tokat Caddesi), Çifte Minareli Medrese’nin tam karşısındadır. Yaklaşık 3400 metrekarelik alanı ile Türkiye Selçuklu dârü’ş-şifalarının en büyüğüdür. Tuğla işçiliği, çinileri, kitabelerinin çokluğu, süslemeleri ve kabartma figürleri ile birçok yenilik taşıması ve vakfiyesinin bir suretinin günümüze ulaşması sebebiyle, Anadolu Selçuklu sağlık kuruluşları içinde önemli bir konumdadır.

Yapının güney evyanı I. İzzeddin Keykavus’un türbesidir. Şifahane’nin en önemli bölümü çini süslemelerle kaplı türbe cephesidir.

Kaynak: Vikipedi

buruciye-medresesi-sivas-izebsidef-2-1024x493

Buruciye Medresesi

Buruciye Medresesi veya diğer adıyla Hacı Mes’ud Medresesi, Türkiye’nin Sivas şehrinde yer alan medrese. 1271 yılında, Anadolu Selçuklu Sultanlarından III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Hamedan yakınlarındaki Burucird’den gelme Muzafferüddin Burucirdi tarafından yaptırılmıştır. İlmiye çalışmaları için medrese olarak yaptırılmış ve devrin pozitif ilimlerinin okutulduğu bina olarak uzun yıllar kullanılmıştır.

Mimari

Sarımtırak renkli taşların oyma olarak yapılan giriş kapısı ve avlu karşısındaki iç cephe, devrin Selçuklu taş oymacılığının en güzel örneklerindendir. Yapı kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri açık avlu etrafındaki sütunlu revaklar ve bunların gerisinde bulunan hücrelerden oluşmaktadır. Giriş kapısının sol yanında mavi ve siyah çinilerle süslü türbede medrese binasını yaptıran Burucerdioğlu Muzaffer Beyin (Hacı Mes’ud) ve çocuklarının kabirleri yer alır. Türbenin yanında da iki beşik tonozlu küçük oda bulunmaktadır. Revakların arkasında medrese odaları, ana eyvanın yanlarında da iki kubbeli oda vardır. Vakfiyesinden binada bir de kütüphane bulunduğu anlaşılmaktadır.Taş işlemeciliğinde ağırlığın taç kapıda yer aldığı görülür. Yıldız, rumi ve geometrik motifler yüzeysel ancak bir dantel gibi işlenmiştir. Medrese 1965-1966’da tamir edilmiş ve müze haline getirilmiştir. Sonraki yıllar yine birçok kez tamir ve bakım görmüştür.

Kaynak: Vikipedi

hukumet_konagi_002

Tarihi Hükümet Konağı

Tarihi Hükümet Konağı, Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa tarafından 1884 yılında 50 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğindeki kesme taşlardan iki katlı olarak yapıldı. Güzel bir taş işçiliğiyle yapılan binanın ön ve arka girişleri, ikişer sütunlu destekli büyük kapılardan oluşuyor.

Vali Muammer Bey zamanında 1913-1917 yılları arasında ahşap olan binaya, 3. kat ilave edildi. 1978 yılında üçüncü kat tamamen yandı, birinci ve ikinci katın sadece dış duvarları kaldı. Geniş çaplı bir onarımdan geçen bina, 1982 yılında eski görünümüne yeniden kavuşturularak, Hükümet Konağı olarak hizmete açıldı.

Kaynak: Sivas Valiliği

img_6285

Gök Medrese

Asıl adı Sahibiye Medresesi. İsmi bazen bitişik olarak “Gökmedrese” şeklinde de yazılabilir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli eserlerinden biri olan Gökmedrese Sivas İli sınarları içerisindedir.

Batı yönünde giriş kapısının yer aldığı ana büyük kapı üzerindeki kitabesinden anlaşıldığına göre 1271 yılında Sahip Ata Fahrettin Ali (Arapça: صَهِپ اتَ فَكهر ال ضِن الِ Sâhip Ata Fakhr al-Din Ali) tarafından Mimar Kaluytan’a (Kaluyan el-Konevi) yaptırılmıştır. Taç kapısının yan sütunca başlıkları üzerinde karşılıklı olarak yazılı imzaya göre Gök medresenin mimarı Konyalı Kaluyan’dır.

Taç kapının üzerindeki kitabede şöyle yazılmıştır:

عمر في ايام دولة السلطان الاعظم شاهنشاه المعظم غياث الدنيا و الدين كيخسرو بن قليج آرسلان خلد الله دولته

Ulu sultan, yüce şahlar şahı, dünya ve dinin yardımcısı Kılıç Arslan oğlu Keyhüsrev’in devleti zamanında yapılmıştır. Allah devletini daim eylesin.

Çifte minareli taç kapısı, ve kapının üzerindeki süslemeler, yapının en görkemli bölümüdür. Süslemelerde 12 tür hayvan başı, yıldız, ve hayat ağacı motifleri kullanılmıştır. Duvarları yontma kalker taşından yapılan medresenin minareleri 25 metre uzunluğundadır.

Gök Medrese açık avlulu dört eyvan şemasının uygulandığı iki katlı olduğu iddia edilen bir medresedir. Plastik sanatın şaheserlerinden olan taç kapıda mermer malzeme nedeniyle ışık gölge sistemi genel görünümünü etkilemektedir. Ayrıca sırlı tuğla ve mavi çini işçilikli tuğla örgülü minarelerde taç kapıya daha da önem kazandırmaktadır. Cephenin solunda üç dilimli kemeri, iki satırlık kitabesi ve üç yönü dolaşan geometrik bordürüyle çeşmesi cepheyi daha hareketlendirmiştir. Bu hareketliliği sağ ve sol tarafta benzemeli pencereler ve bekitme kuleler tamamlamaktadır. Medrese taç kapının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan başları doldurmaktadır.

Minare kaidelerinden aşağı doğru inen mermer yüzeyde büyük boyutlarda geometrik, yazı ve bitkisel motifler simetrik durumda ve plastik görünümünde yapılmıştır. Medreseye girişte sağda mescidi bulunmaktadır. Ahşap minberi sonradan yapılmıştır. Mihrabın büyük bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. Çini ile kaplı olup üzerinde Ayet-el Kürsi yazılıdır. Üçgenler ile kubbeye geçişin sağlandığı mescidin kubbesi ve etekleri de çini tezyinatlıdır.

Girişin solundaki kare planlı kubbeli oda ise Dar-ül Hadis bölümüdür. İç duvarları sıvanmıştır. Üzeri açık dikdörtgen planlı iç avlunun ortasında bir havuzu olması gerekir. Bugün yapının içinde bu havuzun mermer taşları hala durmaktadır. Anadolu’da bilinen en büyük Selçuklu havuzudur. 22 köşeli poligonil bir plana sahiptir. Avlunun kuzey ve güneyinde altı sütun üzerine inşa edilmiş bir revak kısmı bulunmaktadır. Bu revakların gerisinde küçük kapılardan hücrelere girilir. Doğu yönündeki ana eyvanı yıkılmış yerine mevcut taş ve kitabelerle bir duvar örülmüştür. Kuzey ve güneydeki yan eyvanların içi çini tezyinatla süslüdür.

1934-1967 yılları arasında müze olarak kullanılmıştır.

Kaynak: Vikipedi

abdiagakonagi3

Abdi Ağa Konağı

Sivas’ımızın kadim Mütevelli Ailesine mensup ve Vakıf tarihinde darül – raha  vakfı (hicri 721) Miladi 1321 ile meşhur olan Abdul-vahabi efendi(Abdulvahab) Abdiağanın (Hicri 1343) Miladi 1827 tarihinde yaptırdığı bu konak torunları emekli öğretmen Hatice Mutlu ve emekli Hakim Abdi Başara tarafından Sivas Konağı olarak ihya edilmek ve kültür evi olarak kullanılmak üzere Sivas Belediye Başkanlığına bağışlanmıştır.
Tarihi konak, 12 odadan meydana gelip, 2 kattan oluşur. Üst katında mutfak, büyük salonlu iki misafir odası, iki büyük hol, 2 oturma odası ve bir yatak odası bulunmakla beraber alt katında ise iki oturma odası, bir büyük mutfak, mahzen ve kömürlük mevcuttur.

Eski Türk evinin bütün sıcaklığını yansıtan bu konak, ilimizde giderek yok olmaya yüz tutmuş nadide Sivas evlerinden güzel bir örnektir. Harabe bir şekilde Belediyemize devredilen Abdiağa konağının aslına uygun olarak restore edilmesi için başlatılan çalışmalar doğrultusunda ilk olarak, sonradan yapılan ve konağın özelliğini bozan müdahaleler iptal edildi.

Kuzey cephe üst katındaki pencereler önceki formuna uygun olarak değiştirilirken, yine bu cephede bulunan ve 1949 yılında kaldırılan köşk kısmı yeniden yapıldı (Ölçüleri 1955 yılında yapılan bir rölöveden tespit edilmiştir). Bozulan ahşap pencereler değiştirilirken, çatısı oluklu kiremitle kaplandı ve yıkılan ahşap saçaklar yenilendi.

Kiremitlik denilen hol kısımları eskiden olduğu gibi sekizgen tuğla ile kaplandı. Doğu alt cephede kapatılan iki pencere yeniden kullanıma açıldı. Cephedeki ahşap silmeler onarıldı, yerinde olmayanlar ise yeniden yapıldı. Tipik odalardaki ahşap korkuluk ve kemerli geçitler eski haline getirildi.
Rölöve ve restorasyon çalışmaları tamamlanarak, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndan alınan onay ile tüm masrafları belediyemizce karşılanan, ilimizde sayısı yok olmaya yüz tutmuş tarihi Sivas evlerinden Abdiağa Konağı da kültür mirasımıza kazandırıldı.

19. yy. da yapıldığı tahmin edilen konak harem ve selamlık olarak yapılmıştır. Harem kısmı bugün yıkılmış durumdadır. Selamlık kısmında yüklük denen dolaplı odaları, mutfağı, servis bölümleri paşa odası gömme ve dıştan süsleme olarak yapılmış bulunan aydınlatma yerleri ve göbekli süslemeli ahşap tavanları mevcuttur.

“İnşa malzemesi, taş temel üzerine ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu olup içerisi ve dışarısı kireç sıvalıdır. Evin asıl önemli kısmı birinci katıdır. Bu kata dik merdivenlerle girilir. Salonun yanlarına dizilen odalardan en önemlisi güneydoğu yönünde köşedeki başodadır.  Başoda pabuçluk kısmının ahşap sütunları birbirine ahşap kemerle bağlıdır. İnce bir ahşap işçiliği görülür. Sütun başlıklarında kabartma çiçek motifleri vazoların içerisinden çıkar. Yeşile boyatılarak güzelliğini büyük ölçüde bu gün yitirmiştir.

Kare şeklindeki tavan “S” lerle küçük kareciklere bölünmüştür. Ortada yuvarlak göbek vardır. Tavanın köşeleri üçgen sahalara ayrılmıştır. İçerisi süslemelidir. Tavan ve sütunlar bir bütün teşkil eder. Salon ve oda tavanlarında sade bir süsleme görülür.

Odaların yüklük ve dolap kapaklarında ahşap işçiliği dikkat çeker. Ayrıca oda duvarlarında lambalıklar ve çiçeklik nişleri de alçı süslemelidir.

Evin batı yönündeki pencereleri kepenkli güney yönündeki pencereleri gömmelidir. Diğer yöndeki pencereler üç bölmeli klasik türdendir. Saçak düzeni her cephede yayvandır. Ahşap kaplanmıştır. Kırma çatı alaturka kiremitle kaplıdır.”

Kaynak: Sivas Belediyesi

ulu-cami-sivas-izebsidef-1024x493

Sivas Merkez Ulu Camii

Sivas Ulu Cami, Anadolu Selçuklu Devleti sultanı II. Kılıç Arslan’ın ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırmasıyla Sivas-Aksaray arasındaki bölgeye hükümdar olan Kutbeddin Melikşah saltanatı zamanında Kızılarslan bin İbrahim tarafından 1196-1197 yıllarında Kul Ahi’ye yaptırılmış, Sivas ilinin Merkez ilçesinde yer alan cami.

Meşhur minaresine 116 basamakla çıkılmaktadır. Minaresi bugün italya’daki Piza Kulesi gibi eğridir. Fakat bunun nedenini bilinmemektedir.

Caminin I. İzzeddin Keykavus tarafından 1212 yılında onarıldığı, 1213’de de minaresinin yapıldığı bilinmektedir. Sivas Valiliği tarafından 1955 yılındaki onarımı sırasında, hem yapım hem de onarım yazıtı bulunmuştur.

Kaynak: Vikipedi